Ana içeriğe atla

"Kendinizi adar ve kararlılıkla hareket ederseniz, istediğiniz her şeyin olmasını sağlayabilirsiniz.''

"Kendinizi adar ve kararlılıkla hareket ederseniz, istediğiniz her şeyin olmasını sağlayabilirsiniz.''

Günümüzün üçte birini uykuda geçirmemiz haricinde neler yapıyoruz? Hayatımızı devam ettirebilmek için işe gitmelerimiz, zorunlu eğitimlerimiz, alışverişlerimiz, eğlencelerimiz...
Elbette hepsinin hayatımızda yeri var, beynimizin de ihtiyacı. Ancak beynimizin ihtiyacı olarak nitelendirdiğimiz bir şeyi atlıyoruz. ''Bilinçli Öğrenme''. Bu öğrenme stili ''Bilinçdışı'' öğrenmeye kıyasla bir tık zor ve yavaş olduğundan olsagerek hepimiz zaman zaman ''Bilinçli Öğrenme''den kaçıyoruz. 
Asıl sorumuzsa şu''Neden kaçıyoruz?''
Bir sınava hazırlanırken öğrenmek zorunda olduğumuz bilgileri gözümüzde büyütür, başaramayacağım korkusuna düşerek beynimizi zaten hamlığa alıştırmaya yatkınız. Öğrenmek dışında bambaşka yollara başvurarak yüksek not almaya çalışırız. 
Ama ben çalışıyorum yine de hiçbir şey bilmiyormuşum gibi hissediyorum diyorsanız bunun sebebi beyninizin daha çok bilgi öğrenmek istemesinden olduğunu unutmamakta fayda var.
Ortalama bir bireyin çalışarak neler yapabileceğini örneklendirmeme gerek olmadığını düşünüyorum. İlla ki gerek sosyal medyadan gerek çevremizden bu tarz örnekleri biliyoruz. Ben size yine hepimizin bildiği ama bedensel olarak ortalamanın altında bir insandan bahsetmek istiyorum, Stephen Hawking.
Stephen Hawking, 21 yaşındayken ALS hastalığına yakalanmış, 1974 yılında neredeyse felç olmuş, 1985 yılındaysa konuşma yetisini tamamen kaybetmesine rağmen 30 yılı aşkın süre boyunca  Cambridge Üniversitesi’nde profesör olarak çalışmıştır. Şimdi içinden diyorsundur ki 'ama o çok zekiydi'.  Bende sana şunu soruyorum o zaman, tüm kaslarını kullanma yetini kaybedeceğin bir hastalığa sahipken sadece zeki olmak emek ve çalışma olmadan sana ne sunar? Hiç kimse senden dünyayı kurtarmanı veya müthiş işler yapmanı beklemiyor. Hem bekleseler bile sen şu an bu satırlara kadar okuyorsan bunu bir başkasının düşüncesi üzerine değil kendi düşüncelerin üzerine okuyorsun. Bu yazınınsa amacı sadece kendinle neler yapabileceğini düşünmen.
Stephen Hawking, yapmış olduğu yazılım ve programlar sayesinde kendisini ifade edebilmiş, konuşabilmiş, bilgilerini yeni nesillere aktarabilmiştir. Peki bütün bunları sadece zeki olduğu için mi yapabilmiş, hayır. Beden kaslarını kullanamamasına rağmen sadece ''beyin kaslarını'' kullanarak saatlerce, günlerce ve yıllarca çalışarak ''bilinçli'' öğrenerek başarabilmiştir. 
Bizler sağlıklı bir bedene ve beyne sahipken, yöneldiğimiz alanda en iyi olabilecekken zorlandığımız ilk aşamada durumu terk ederek kendimizi sıradanlığa sürüklüyoruz.
Yıllarca özenle baktığımız cildimiz bile bir gün kırışıklıklarla dolabilir fakat bilgiyle beslediğimiz zihnimiz bizi asla yarı yolda bırakmaz. 
Peki sen bugün beynini beslemek için ne yaptın?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sevgi tüm kötülüklerin kaynağıdır.

B ugüne kadar hayatımıza çocukluktan itibaren tüm kavramsal etik değerleri hiç sorgulamadan, iç İnsanlık tarihi boyunca ihtiyaç duyduğumuz ve mukaddes bir duygu olan sevginin ne kadar elzem bir tutum olduğu inkar edilemez bir gerçekliktir öyle değil mi? Peki sevginin iyilikle ve kötülükle ilişkisi nedir? Sevgi iyi midir kötü müdür? Sevgi kötülüğe dönüşebilir mi? Ne yazık ki evet. Sevdiği bir kadını bir erkek neden öldürür? Para ve güç sevgisi nedeniyle neden zulümler revaçta? Çocuk sevgisiyle ebeveynlerin çocuklarına olan faşizmi hiç de azımsanmayacak değildir. O halde neden? Sevgi tüm insanlığı kapsayan bir durum değil midir? Ne yazık ki pek de kapsayıcı görünmüyor. Çünkü birine ya da birilerine yahut bir gruba, dine, ideolojiye sevgi beslediğiniz vakit onun karşıtı olan her şeyin karşısında olup hatta nefret edersiniz. Sevginin seçim olduğu her halükarda apaçık olup beraberinde karşıtını oluşturduğu ve bununla beraber, bölünmelere yol açtığını ifade edebilir miyiz? Marks’ın sözleri i...

Kuran'da namaz diye bir ritüel yoktur.

Bu yazımda çok hasas ve bir o kadar da birçok inançta var olan "namaz" ritüelinin Kuran'da yeri olup olmadığını açıklamaya çalışacağım. Bu yazının referansı yaşanılan din değil  sadece Allah'ın ayetleri esas alınacaktır. Çünkü öne sürmüş olduğum yargı namazın sadece Kuran'da olup olmadığı ile ilgilidir. Dini ritüel olan namazın kökeni ve tarihçesi nedir? Namaz sadece İslam'a mı özgüdür? Kuran' da namaz var mıdır? Kuran'da namaz mı geçiyor?.. Kalıplaşmış ve binlerce yıllık süregelen olguları değiştirmek ve de onun yanlış olduğunu beyan etmek oldukça güç görünüyor. Güce ve çoğunluğa tapan toplumlarda böyle bir teşebbüste bulunmak, bırak karamaları öldürülmeye kadar bile gider. Ama biz hakikat yolcuları ölümü bile göze alarak ve tırsmayarak doğru bildiğimiz yolda gitme cürettine sahibiz. Aksi takdirde bu günlere( gelişim ve teknolojiye) nasıl gelebilirdik?... Öncellikle Kuran'da namaz kavramı değil  salât geçmektedir. Lakin mealcilerin çoğu  sa...

Kötülük problemi

 Dünyada çok fazla acı var. Depremler, seller, felaketler, hastalıklar doğal kötülüğün; cinayet, işkence, tecavüz ise ahlaki kötülüğün örnekleri. Bundan yüzyıllarca yıl önce Epiküros: "Her şeye gücü yeten mutlak iyi bir Tanrı nasıl olur da dünyadaki bunca kötülüğü hoş görebilir" diye sormuştu. "Eğer Tanrı kötülüğü durduramıyorsa mutlak bir güce sahip değildir. Öte yandan kötülüğü durdurabilecek güce sahipse isteyerek durduramıyorsa böyle bir Tanrı' nın mutlak olarak  iyi olduğundan söz  edilemez. Bu durumda her şey Tanrı' dan geldiğine göre kötülük de Tanrı'dan geliyor olmalı. Yani Tanrı kötülüğün ve olmasını istiyor olmalı." Epiküros' tan sonra da bu soru yüzyıllar boyunca  ayakta kaldı ve teizme karşı getirilen en güçlü argümanlardan biri haline geldi.  Teizme yöneltilen bu eleştiriye, teistlerin çok eskiden beri bir sürü yanıtları olmuştur. Klasik yanıt Allah'ın bir nedeni olduğudur. Allah insanlara özgür irade vererek ve bununla imtihana tabi...