Ana içeriğe atla

Psikoloji ve kişisel gelişim

Kişisel gelişimcilerin, psikologlardan daha çok değer görmesi normal değil mi sizce de?

 Çocukluklarından beri sıradan biri gibi davranılmış, sen yapamazsın, sen bilemezsin denilerek büyütülmüş mutsuz insanlara ”sen değerli ve özelsin, dilediğin her şeyi başarabilirsin” mesajı anlık olarak rahatlatıcı. 

Aylarca hatta yıllarca bir seans odasında binlerce kez yıkılarak, krizlere girerek sembolik ebeveyn ile yüzleşmek çok zor. Bunun yerine özne, diğer tüm ihtiyaçlarını göz ardı ederek, hayatında bir kez “sen özelsin” cümlesini duymak istiyor.

Birey kendine öz şefkat göstermeyi bilmiyor, sonrasında yine öğrenemiyor ama bu toplumun insanlarının büyük bir çoğunluğu hayatta bir şeyler başarabileceğine inanan bir ebeveyn ile büyümüyor.

Özne yetersizliği ile boğuşurken, derin bir analize veya profesyonel desteğe çok nadiren başvurabiliyor. 

Kişisel gelişimciler, yaşam koçları anlık rahatlatmalar sunduğu için bu kadar revaçta.

Türkiye toplumlarında bırakın bir çocuğun tek başına bir işe kalkışmasını, 4-5 yaşında bir çocuk bardaktan tek başına su içerken bile annesi “sen bırak dökersin” diyebiliyor. Çocuğa verilen en temel fizyolojik ihtiyacını bile karşılayamayacağı mesajı ne kadar ezici.

Bir çocuk okul başarısını paylaştığında ebeveyn hemen “peki arkadaşın kaç aldı?” diye soruyor. Özel olmak, takdir görmek için çocuğun kendi başarısı ebeveynler için yeterli değil..


Aynı zamanda bir psikolog olmak için ortalama 20 yıl sürerken kişisel gelişimci olmak için 2 bin lirayla bir iki hafta sertifika almak insanlara daha kolay geliyor. 20 yıl bilimsel eğitim alan bir psikolog ile 1-2 haftada 2 bin lirayla sertifika alıp kişisel gelişimci olmak..

Tercih sizin.. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sevgi tüm kötülüklerin kaynağıdır.

B ugüne kadar hayatımıza çocukluktan itibaren tüm kavramsal etik değerleri hiç sorgulamadan, iç İnsanlık tarihi boyunca ihtiyaç duyduğumuz ve mukaddes bir duygu olan sevginin ne kadar elzem bir tutum olduğu inkar edilemez bir gerçekliktir öyle değil mi? Peki sevginin iyilikle ve kötülükle ilişkisi nedir? Sevgi iyi midir kötü müdür? Sevgi kötülüğe dönüşebilir mi? Ne yazık ki evet. Sevdiği bir kadını bir erkek neden öldürür? Para ve güç sevgisi nedeniyle neden zulümler revaçta? Çocuk sevgisiyle ebeveynlerin çocuklarına olan faşizmi hiç de azımsanmayacak değildir. O halde neden? Sevgi tüm insanlığı kapsayan bir durum değil midir? Ne yazık ki pek de kapsayıcı görünmüyor. Çünkü birine ya da birilerine yahut bir gruba, dine, ideolojiye sevgi beslediğiniz vakit onun karşıtı olan her şeyin karşısında olup hatta nefret edersiniz. Sevginin seçim olduğu her halükarda apaçık olup beraberinde karşıtını oluşturduğu ve bununla beraber, bölünmelere yol açtığını ifade edebilir miyiz? Marks’ın sözleri i...

Kuran'da namaz diye bir ritüel yoktur.

Bu yazımda çok hasas ve bir o kadar da birçok inançta var olan "namaz" ritüelinin Kuran'da yeri olup olmadığını açıklamaya çalışacağım. Bu yazının referansı yaşanılan din değil  sadece Allah'ın ayetleri esas alınacaktır. Çünkü öne sürmüş olduğum yargı namazın sadece Kuran'da olup olmadığı ile ilgilidir. Dini ritüel olan namazın kökeni ve tarihçesi nedir? Namaz sadece İslam'a mı özgüdür? Kuran' da namaz var mıdır? Kuran'da namaz mı geçiyor?.. Kalıplaşmış ve binlerce yıllık süregelen olguları değiştirmek ve de onun yanlış olduğunu beyan etmek oldukça güç görünüyor. Güce ve çoğunluğa tapan toplumlarda böyle bir teşebbüste bulunmak, bırak karamaları öldürülmeye kadar bile gider. Ama biz hakikat yolcuları ölümü bile göze alarak ve tırsmayarak doğru bildiğimiz yolda gitme cürettine sahibiz. Aksi takdirde bu günlere( gelişim ve teknolojiye) nasıl gelebilirdik?... Öncellikle Kuran'da namaz kavramı değil  salât geçmektedir. Lakin mealcilerin çoğu  sa...

Kötülük problemi

 Dünyada çok fazla acı var. Depremler, seller, felaketler, hastalıklar doğal kötülüğün; cinayet, işkence, tecavüz ise ahlaki kötülüğün örnekleri. Bundan yüzyıllarca yıl önce Epiküros: "Her şeye gücü yeten mutlak iyi bir Tanrı nasıl olur da dünyadaki bunca kötülüğü hoş görebilir" diye sormuştu. "Eğer Tanrı kötülüğü durduramıyorsa mutlak bir güce sahip değildir. Öte yandan kötülüğü durdurabilecek güce sahipse isteyerek durduramıyorsa böyle bir Tanrı' nın mutlak olarak  iyi olduğundan söz  edilemez. Bu durumda her şey Tanrı' dan geldiğine göre kötülük de Tanrı'dan geliyor olmalı. Yani Tanrı kötülüğün ve olmasını istiyor olmalı." Epiküros' tan sonra da bu soru yüzyıllar boyunca  ayakta kaldı ve teizme karşı getirilen en güçlü argümanlardan biri haline geldi.  Teizme yöneltilen bu eleştiriye, teistlerin çok eskiden beri bir sürü yanıtları olmuştur. Klasik yanıt Allah'ın bir nedeni olduğudur. Allah insanlara özgür irade vererek ve bununla imtihana tabi...